Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ZORBA

Nazi sineması, Nazi tiyatrosu adına bir şey yok Soykırımı anlatan binlerce sinema filmi var, Brecht'in tiyatrosu tüm dünyada bugün Chaplin'in Büyük Diktatör'ü hâlâ güncel Oysa faşizmin sanatı sineması olmaz Anlatacağı bir şey yoktur zaten İnsanlığa vereceği bir şeyi de Baskı ve zulümden başka Mussolini'nin arkasından yas tutan tek bir İtalyan yok, Ama Libya direnişçisi Ömer Muhtar her yıl anılıyor Bugün Kenan Evren değil On yedisindeki Erdal Eren yaşıyor Leyla Hâlid, Cezayirli Cemile, Tanya ve Mirabel Kardeşler sınırlar ötesinde Tüm dünya kadınlarının zorbalığa karşı direniş sembolü, General Franco'ya lanetler yağdırılırken İspanya'da, Picasso'nun Guernica tablosu  Ve partizan kadınlar en ön safta Pinochet bizdeki örneği gibi Amerikancı darbeci bir katil, Victor Jara'nın türküsü Venceremos insanlığın nasıl ki dilinde Ve kırılan gitarı, göğsünde ki kurşun yarası Tarihin akışı devam eder, Hz. Hüseyin ile yas tutu...

2019 BÜTÇESİ KİMİN BÜTÇESİ?

Türkiye Cumhuriyeti'nin 2019 yılı toplam bütçesi 961 milyar lira olarak teklif edildi. Günlerce Plan Bütçe Komisyonu'nda tartışıldı. Ama tırnak içinde bir tartışma. Çünkü bütçeyi eleştirmek-tartışmak pratikte mümkün fakat teknik olarak bir işe yaramıyor. Çünkü Meclis’in bütçede değişiklik yapma hakkı yok. Bütçe onaylanmasa ne olur? Bir önce ki yılın bütçesi değerleme oranında artırılır ve aynen devam edilir. (Bakınız 2017 anayasa referandumu) Peki kurumların bütçesine detaylı bakınca ne görülür? Emeklinin, asgari ücretlinin, çalışanların görülebilmesi için Maliye Bakanlığı’nın gelir kaleminde devasa bir Gelir Vergisi kalemi var bir kere bunun değiştirilmiş olması lazımdı ve asgari geçime denk gelecek miktar gelir vergisine tabi olmamalıydı. Ki bu konuda yüzlerce kanun değişikliği teklifi de mevcut. Asgari ücretin vergi kesilecek bir gelir olmadığını kabul ettirmek için kanun teklifinden ziyade güçlü sendikalar ve örgütlü bir çalışma ortamı olmalı. Bütçede işçinin olmaması g...

SEN ÜRETME BEN İTHAL EDERİM

“Önceden buğdayı bile dışarıdan alırdık şimdi ipekliyi bile memlekette üretiyoruz.” Yıl 1930... Bu veciz sözü algılayamayacak insanlarca yönetiliyoruz. Bu sözün ülkenin geçmiş tarım politikasını ve geldiğimiz noktayı bu kadar iyi özetleyebildiği aşikar. Tarım ve Orman Bakanlığı tarım konusunda bir sorun olmadığını düşünüyor! İthalat rakamları Sayın Bakan’ı yalanlıyor maalesef. Bu ülkede 5 milyon ton buğday ithal edildi 2017’de. Yine bu ithal buğdayın un imalatında kullanıldığı ve üretilen unun ihraç edildiği ileri sürülüyor. Ayrıca piyasanın da kontrol altında tutulduğu iddia ediliyor. Ancak unun 6 aylık serüvenine baksanız bunun doğru olmadığını görürsünüz. Elli kilogramlık un 70 liradan 130 liraya çıktı. Demek ki ithalatın bir etkisi olmamış zamlara. TÜİK verilerine göre, son 16 yılda 46 milyon ton buğday ithal edildi. Tüm bunlara 13 milyar dolar ödeme yapıldı. 2002-2017 arasında tarım ürünleri toplam ithalatına ise 190 milyar dolar ödendi. İthalata ödenen bu rakam...

18 Yaşında Bir Tıbbiyeli

18 yaşında bir öğrenci lideri... İstanbul işgal altındayken Tıbbiye'nin  kuruluş yıl dönümünü olan 14 Mart 1919’da bir protesto gösterisi düzenlenmiş, okula Türk bayrağı asılmış ve bu olay Milli Mücadele’nin fitilini ateşleyen olaylardan biri olmuştur.  (14 Mart Tıp Bayramı’nın çıkış günüdür) Düşünün ki Milli Mücadele'nin manifestosu Sivas Kongresi'ne Darülfünun öğrencilerinin temsilcisi de delege olarak katılır. 18 yaşında bir genç . Adı Tıbbiyeli Hikmet... Ve Kongre'de mandanın reddini ateşli bir şekilde haykırır. "Beni Buraya Tıbbiyeliler İstiklal davamızı başarmak için gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer bunu kabul edecek kim olursa ona şiddetli bir şekilde karşı çıkarız." Mustafa Kemal ise "Gençler, vatanın bütün ümit ve istikbali size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır. Evlat; müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz, azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir v...

GOEBBELS’in Yalan Makinesi İşliyor

"Yabancı sermaye düşmanlığı var. Küresel sermayeye farklı bakış var." "Sümerbank tarihten siliniyor. Elinde bir şey kalmadığı için ismini de kaldırıyoruz." "Ne banka bırakacağız, ne fabrika… Liman da bırakmayacağız. Hepsini satacağız." (Limanların özelleştirilmesiyle ilgili sorulan soruya cevap-2003) "Stratejik yermiş. Ne stratejisi? Önemli olan müşteri bulmak. Müşteri gece gelsin, pijamayla çıkarım karşılarına." (SEKA’nın özelleştirilmesiyle ilgili sorulan soruya cevap-2003) “20 bin doları bastıran kızı görür!” (TELEKOM’un özelleştirilmesiyle ilgili-2004) “Bu kadar basit mi küresel sermaye, şu dinden, bu dinden geldi diye ’Eyvah Türkiye elden gidiyor’ demek. Yıllarca yapıldı. Farklı etnik kimlikte olanlar kovuldu. Acaba kazandık mı.” (İsrail’in Suriye sınırında mayınları temizleme karşılığı toprak işleme hakkını elde etmesine yapılan eleştirilere karşı söylenenler-2009) Toplumun hafızası haftada bir siliniyor olabilir ama arşiv unutmaz!.....

Aynı “Gemi”de Olma Hâli

İthalatın yalnızca %4’ü, ihracatın yalnızca %5'i Türk Lirası ile yapılıyor. Bütün yolcu garantili köprüler, tüneller, havaalanları dolar üzerinden anlaşmalı. Hac hizmetleri bile dolar üzerinden! Üçüncü köprü yapıldı. Yılda elli milyon araç garantisi verildi ama on beş milyon araç geçti! Osmangazi köprüsü yapıldı. Yılda on beş milyon araç garantisi verildi ama sekiz milyon beş yüz bin araç geçti! Ve bunları da dolarla ödediniz! Ekonomik krizler birer doğal afet değildir. ABD’de 1929 yılında başlayan Büyük Buhran’ın sebebi nasıl sermaye çevreleri ve bankalar ise bugün ki ekonomik krizin sebebi de bunlar. Pervasızca dağıtılan krediler. Dış borçlarla yapılan inşaatlar. Azgınca bir borçlanma. Ve oda dolar üzerinden. Perşembenin geleceği çarşambadan belliydi yani. Ayrıca en zengin yüzde 1'lik kesim 2002’de toplam servetin %39’una sahipken şuan %60'ına sahip. Yani birilerinin ekmeği çalınmış. Hadi bütün ekonomik verileri unutun sadece şu değerler bile geldiğimiz noktayı anlatm...

Kırşehir, Anadolu Kadını ve 8 Mart

Bugün ülkemizde sosyal hayatta, iş hayatında, köyde, şehirde kadının değerinden bahsetmek bunu değerlendirmek maalesef çok gurur verici bir noktaya ulaşmayacaktır. Her yıl 8 Mart Kadınlar Günü’nde ya da Anneler Günü’nde edebiyatçılara nispet edecek yorumlara konuşmalara tanıklık etsek bile gerçekte bu bir günlük güzellemelerin dışında bir hayat yaşanıyor dışarıda. Günümüzü anlatmaya, soğuk sayısal veriler ortaya koymaya gerek yok. Tarihe bakmakta fayda var. Anadolu Bacıları Teşkilatı Bâciyân-ı Rûm teşkilatı Anadolu Selçukluları’ nda bir sosyal zümre olarak kayıtlara geçmiştir. İlk olarak on beşinci yüzyıl Osmanlı tarihçisi Aşıkpaşazade, Tarih-i Al-i Osman adlı kitabında bahsetmiştir. Anlamı Anadolu Bacıları’ dır. On üçüncü yüzyılda Ahilik teşkilatı içinde yer almışlar ve toplumsal düzenin işlemesine katkı sağlamışlardır. Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı (Hatun Ana) bilinen ilk önderleridir. El sanatları ve tasavvufi faaliyetlerinin yanında idari ve askeri alanda da ortak hareket etmiş...