Ana içeriğe atla

Anne Kafamda Bit Var

Tarık Akan, asıl adı Tarık Tahsin Üregil. 1949 yılında İstanbul'da doğdu. Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği'ni bitirdi. 1970 yılında Ses dergisinin düzenlediği yarışmada birinci oldu. Bununla birlikte Yeşilçam'a girdi. Yüz ifadesi ve güleryüzü ile gençlik filmlerinin unutulmaz artisti oldu.

Ve ardından 70'li yılların sonlarına doğru ülke son sürat bir iç savaşa ve kitlesel kıyımlara evrildi. Toplumsal sorunlara, işçi haklarına, emek mücadelesine duyarsız kalamazdı. 1977'den itibaren artık bıyıklı bir Tarık Akan toplumcu filmlerin yeni aktörü oldu.
Bugün medyada ilk gençlik filmlerinin yanında pek gösterilmese de Tarık Akan'ın hayata bakışını yansıtan filmleri Maden, Yol, Sürü, Demiryol, Çark ve Kanal gibi toplumcu gerçekçi filmlerdi. Maden filmi 42 yıldır emekçilere yol gösteriyor. İşbirlikçi sarı sendikaları teşhir ediyor.
Tarık Akan, 12 Eylül'ün sanatçılara uyguladığı baskı ve sansür politikasından da sıkıyönetimin hücrelerinden de nasibini aldı. 1981 yılında Almanya'da düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmadan dolayı Türkiye dönüşünde havaalanında tutuklandı. Birinci Şube'de işkence gördü. Sıkıyönetim Mahkemesi 12 yıl ceza talep etti. İki buçuk ay hücre hapsi yattı. Bu anılarını 2002 yılında yayımlanan 'Anne Kafamda Bit Var' adlı kitabında anlattı.
AKP iktidarıyla gelişen yeni toplumsal sorunlara da sessiz kalmadı. Sanatçıların susturulmaya çalışıldığı bir dönemde içine kapanmadı. Silivri tutuklamaları, Gezi eylemleri, Soma Katliamı... Hepsinde en önde yer aldı.
Ve akciğer kanserinden dolayı 16 Eylül 2016'da hayata veda etti. Işıklar içinde uyusun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HENDESE-İ MÜLKİYE

CIVIL ENGINEER - (SİVİL) İNŞAAT MÜHENDİSİ Mühendis kelimesi Arapça kökenli "hendese" yani geometri kelimesinden türemiş geometri bilen anlamına gelir. Osmanlı Devleti' nde askeri kökenli bir eğitim modeliyle ordu ihtiyaçlarını karşılamakla başlamasına müteakip sivil ihtiyaçları da gideren bir meslek alanına dönüşmüştür. 1773 Mühendishâne-i Bahrî Hümâyûn 1775 İstanbul Haliç Tersâne-i Âmire-              Hendese Odası 1781 Mühendishâne  1795 Mühendishâne-i Cedîde  1806 Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn 1883 Hendese-i Mülkiye Mektebi 1909 Mühendis Mekteb-i Âlîsi 1928 Yüksek Mühendis Mektebi 1944 İstanbul Teknik Üniversitesi *Mimar SİNAN (1489-1588)  Aslında Mimarlık ve İnşaat mühendisliği henüz birbirinden ayrılmamış toplam bir disiplin iken ilk inşaat mühendisi 1586 tarihli bir Vakfiye'ye istinaden Mimar Sinan sayılmalıdır. Bkz. Evliya ÇELEBİ- Seyahatname  Edirne Selimiye Cami'si için Mimar Sinan'a atfen "M...

BOZKIRIN TEZENESİ NEŞET ERTAŞ

“Garip” mahlasını kullanan ve abdal geleneğinin 20. Yüzyıl temsilcilerinden Neşet Ertaş, 1938 yılında Çiçekdağı ilçesinde başladığı hayat mücadelesine müziğe ve halk edebiyatına kazandırdığı yüzlerce eserin tasavvufi hazzını yaşayarak nokta koymuş ve 2012 yılında gözlerini yummuştu. Ölümsüz eserleriyle, yaşam felsefesiyle halkın gönlünde hiç yummadı o gözlerini. Çocukluğunda başlayan müzik hayatı, kendi biyografisini kaleme aldığı eserinde şu şekilde dökülmüştü dilinden. “Dizinde sızıydı anamın derdi Tokacı saz yaptı elime verdi Yeni bitirmiştim üç ile dördü Baban gibi sazcı oldun dediler” Ustası, babası Muharrem Ertaş’tı. Ondan aldığı usta-çırak eğitimiyle ve Türkmen-Abdal geleneğiyle yoğrulan Ertaş ilk sazını bağrına bastığından beri hiç bırakmadı. Onun beslendiği kültürde saz çalmak, türkü söylemek sıradan bir uğraş değil, adeta ibadetti. Dadaloğlu’nun avazı, Karacaoğlan’ın beyitleri, Pir Sultan’ın deyişleri, Muharrem Usta’nın bozlakları… Beslendiği bu kült...

KIRŞEHİR'e YOLU DÜŞENLER

Kültür-sanat alanında verimli bir geçmişe sahiptir Kırşehir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin saçtığı tohumların  filizlendiği bir diyardır. Ozanların, şairlerin diyarıdır. Tıpkı Âşık Paşa gibi, Ahmed-i Gülşehri gibi, Âşık  Said gibi ve bin yıllık Abdal geleneğinin devamcısı ozanlar Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş, Hacı Taşan ve  yüzlercesi gibi… Kırşehir çok çeşitli düşünce ve sanat ortamından izler taşımaktadır.  Bu havayı soluyanların uzun süre terk edemediği bu kültür şehri aynı zamanda birçok edebiyatçıya,  siyasetçiye, şaire de ev sahipliği yapmıştır. Kimi zaman gönülden kimi zaman zorunlu sürgünlerle.  Evet, bir zamanlar sürgün edilen ‘ıslah’ olmaları için siyasi sürgüne uğrayan onca yazarımız, şairimiz  de bu şehirden geçmiştir. Kırşehir’de iki yıl siyasi sürgün dönemi (1945-1947) geçiren şair A. Kadir “Mutlu Olmak Varken”  kitabında anlatır sürgün anılarını. Yokluk ve parasızlık günlerinde burada kurduğu birkaç dostluğu  anlatır. Ve Halke...