Ana içeriğe atla

"ESKİ" TÜRKİYE

Türkiye'nin Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı için çalışmalar 1932 yılında Prof. Orlof başkanlığında ki Sovyet heyetinin teknik ziyaretleri ile başlamış ve Türk-Sovyet uzmanlarının çalışmasıyla 1934 yılında uygulamaya konulmuştur. 16 milyon lira kredi ve fabrika makinelerinden oluşan Sovyet yardımının karşılığı 20 yılda portakal, zeytin, canlı hayvan gibi tarımsal ürünler ile ödenecektir.

İlk başta kamu-özel işbirliğiyle faaliyete geçen Uşak ve Alpullu şeker fabrikaları (1926) ile başlayan Türkiye'nin sanayi atılımında dönüm noktası olan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, 1929 Dünya krizinin sonrasında ki süreçte tamamen devletçi ilkeler üzerinde yükselecektir.
17 Nisan 1934'te uygulamaya konulan plana göre Kayseri Bez Dokuma Fabrikası ve Nazilli Basma Fabrikası kurulacaktır.
Kayseri Bez Dokuma Fabrikası’nın temel atma töreni 20 Mayıs 1934 tarihinde Başbakan İsmet İnönü’nün katılımıyla yapılmıştır. İsmet İnönü yaptığı konuşmada;
“Dokuma fabrikalarının tesisinde Sovyet sanayi ile teşriki mesai etmiş bulunuyoruz. Sovyetlerin bu fabrikaları kurmak için kendi memleketlerinde yapılan bir işten daha ziyade dikkatli ve temiz olduklarını görmek bizi cidden mütehassis etmiştir. Kayseri’de kurulacak fabrika Türk-Sovyet dostluğunun bir abidesi ve büyük Sovyet sanayisinin en parlak misali olacaktır.”



Kısa sürede tamamlanan fabrikanın açılışı 16 Eylül 1935 tarihinde İktisat Bakanı Celal Bayar, Sümerbank Genel Müdürü Nurullah Esat Sümer ve Rusya Ağır Endüstri Halk Komiser Yardımcısı Piatokof’un başkanlığında gelen Sovyet heyeti ile birlikte yapılmıştır.
Nazilli Basma Fabrikası'nın temel atma töreni ise 25 Ağustos 1935 tarihinde İktisat Bakanı Celal Bayar'ın katılımıyla yapılmıştır. Celal Bayar yaptığı konuşmada;
"Tarih, Türk ve Sovyet dostluğunu, kara günlerinin bir hadisesi, bir şaheseri olarak kaydetmiştir. Biz, bunu unutmuyoruz ve unutmayacağız. Gördüm ki, Sovyet memleketinin her tarafında Türk dostluğu herkesin kulağına erişmiş halka mal olmuştur.”
Nazilli Basma Fabrikası'nın açılışı için Atatürk hasta yatağından kalkıp trenle Nazilli’ye gider. Beraberinde Başbakan İsmet İnönü, İktisat Bakanı Celal Bayar ve bir çok bakan vardır.
Atatürk, 9 Ekim 1937'de altın bir makasla fabrikanın açılışını yapar. Pamuğu ipliğe çevirecek makinelerin düğmelerine basıldığında Atatürk; "İşte halka refah verecek sesler” der. Etrafında ki mühendislere ve işçilere iltifat eder.


Bir yaşam alanı olarak inşa edilen bu fabrika yerleşkeleri lojman, kreş, lokal, tiyatro salonu, spor salonu, yüzme havuzu gibi bir çok sosyal donatıyı da içinde bulundurmuştur. Spor kulüpleri, tiyatro gösterileri, halka yönelik kurslar, müzik konserleri gibi faaliyetler de yürütülmüştür. Sadece bir fabrika değil çalışanlar ve şehir halkı için birer okul görevi görmüştür.
Sovyet mimarlarının sosyalist ekolde tasarladığı fabrika yerleşkeleri bir yaşam alanıdır. İşçilerin sosyal, kültürel ve kişisel gelişim ihtiyaçlarını karşılayacak mekanlardır.
Sosyalist yönetimin dünya ölçeğinde ivme kazanması ile saldırıya geçen Amerikancı 'antikomünist' dalga sadece bu ekolden uzaklaşmaya yol açmayıp aynı zamanda ağır sanayi atılımından, yerli üretimden uzaklaşıp montaj sanayisi ve ithalat cenneti ile yarı sömürge olmaya da yol açmıştır.
1940'ların sonlarında karşı devrimci hareketin güç kazanması, ABD ile olan yakınlaşmalar, Marshall yardımı ve ardından göreve gelen Demokrat Parti iktidarı ile NATO süreci Türkiye'yi hem Kurtuluş Savaşı'nda hem de sanayi atılımında desteğini hissettiren komşusu Sovyet Rusya'dan kopararak ABD ile koşulsuz 'dostluk' seviyesine getirmiştir.
Sümerbank fabrikalarına dönecek olursak Özallı yıllarla başlayıp AKP ile hız kazanan özelleştirme rüzgarı ile önce değersizleştirildi sonra 2004 yılına kadar parça parça satıldı. Bu fabrikalardan Kayseri Bez Dokuma Fabrikası ve Nazilli Basma Fabrikası'nın binaları ise üniversitelere devredildi. Şuan eğitim kurumu ve müze olarak hizmet veriyor.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BOZKIRIN TEZENESİ NEŞET ERTAŞ

“Garip” mahlasını kullanan ve abdal geleneğinin 20. Yüzyıl temsilcilerinden Neşet Ertaş, 1938 yılında Çiçekdağı ilçesinde başladığı hayat mücadelesine müziğe ve halk edebiyatına kazandırdığı yüzlerce eserin tasavvufi hazzını yaşayarak nokta koymuş ve 2012 yılında gözlerini yummuştu. Ölümsüz eserleriyle, yaşam felsefesiyle halkın gönlünde hiç yummadı o gözlerini. Çocukluğunda başlayan müzik hayatı, kendi biyografisini kaleme aldığı eserinde şu şekilde dökülmüştü dilinden. “Dizinde sızıydı anamın derdi Tokacı saz yaptı elime verdi Yeni bitirmiştim üç ile dördü Baban gibi sazcı oldun dediler” Ustası, babası Muharrem Ertaş’tı. Ondan aldığı usta-çırak eğitimiyle ve Türkmen-Abdal geleneğiyle yoğrulan Ertaş ilk sazını bağrına bastığından beri hiç bırakmadı. Onun beslendiği kültürde saz çalmak, türkü söylemek sıradan bir uğraş değil, adeta ibadetti. Dadaloğlu’nun avazı, Karacaoğlan’ın beyitleri, Pir Sultan’ın deyişleri, Muharrem Usta’nın bozlakları… Beslendiği bu kült...

SARILAR A.Ş MADENCİYE KARŞI

Ülkemizin önemli maden havzalarından olan Soma ve Ermenek'te madencilerin peşpeşe yaşadıkları iş cinayetlerine ve uzunca bir zamandır süren hak mücadelesine tanıklık ediyoruz. Sesini her çıkardığında karşısında jandarmayı bulan maden işçileri 6 yıldır sadece kıdem tazminatlarının ve iş mahkemelerinde kazanılmış tazminatlarının ödenmesini istiyorlar. Bu tazminat mağduriyeti yaklaşık 3 bin 500 işçiyi ilgilendiriyordu. 1 yıl önce Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde mücadeleye ivme kazandıran işçiler meşru her yolu deneyerek 23 Temmuz 2020'de yasanın çıkarılmasını sağlamışlardı. Ancak bu yasa değişikliği sadece Soma Holding'e ait rödovanslı Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarını kapsadı. Diğer rödovanslı sahaları kapsamadı. Yasa değişikliğine göre bu rödovanslı sahalarda çalışan madencilerin alacakları TKİ tarafından ödenecek ve bu ödeme şirket yöneticilerine rücu edilecekti. Çünkü rödovans sistemi TKİ ile şirket arasında bir sözleşmeye bağlıydı ve TKİ'nin de soruml...

Çiçekdağı (Mecidiye) Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Milli Mücadele döneminde Çiçekdağı gerek Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile ileri gelenleriyle gerek Ali  Galip Bey gibi cephede gerekse de Çapanoğlu isyanı sırasında isyanın ilçelerine sıçramasını önleyip  (Kırşehir’in ardından Konya’daki diğer hilafet yanlısı isyancılarla buluşma noktasında önemli) Ankara  ile devamlı bilgi alışverişinde olmaları ardından da isyanı bastıran Çerkez Ethem’e rehberlik etmeleri  ile kayda değer katkılarıyla adlarından söz edilmeyi başarmış değerli insanları içinden çıkarmış bir  ilçedir. Çiçekdağı ilçesinde o dönem aynı düşünceye hizmet amacıyla kurulmuş olan; Çiçekdağı (Mecidiye)  Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de başta cemiyet başkanı Dağıstan Bey olmak üzere, cemiyet kâtibi Hacı  İbrahim Efendi, müftü Hayrullah Efendi, Belediye Başkanı Necip (İnce) Bey ile cemiyetin gençlik  kollarını oluşturan Osman Şevki (Çiçekdağ), Reşat Akyön ve Ali Galip (Gençoğlu) Bey’in kurdukları  Çiçekdağ Tenvir-i Efkâr Yurdu ve Çiçekdağ T...