Ana içeriğe atla

KIRŞEHİR'İN DEMOKRASİYLE SINAVI

Çok partili hayata geçişin ardından 1946’da kurulan Demokrat Parti, 14 Mayıs 1950 genel seçiminde yüzde 55’lik ezici oy oranıyla ve o tarihte ki seçim sisteminden faydalanarak milletvekilliğinin yüzde 85’ini alarak tek başına hükümet kurma yetkisini elde eder. Sandalye dağılımı; DP:416, CHP:69, Bğmsz:1, Millet Partisi:1 olarak gerçekleşir. Millet Partisi’nin (MP) tek milletvekili ise Türk Siyasi Tarihi’ne adını yazdıracak olan Osman Bölükbaşı’dır. Kırşehir’de oyların yüzde 25,6’sını (17 bin 675) alan Bölükbaşı, Kırşehir’den seçilen dört milletvekilinden biri olur. Kırşehir Milletvekili olarak TBMM’de yerini alan Bölükbaşı, DP’ye karşı tek başına yaptığı etkili muhalefetiyle tanınır. 1950-1954 arasında TBMM 9. Dönem milletvekili olarak önce seçildiği Millet Partisi’nde ardından partisi DP tarafından kapatılınca 10 Şubat 1954’te kurdukları Cumhuriyetçi Millet Partisi’nde siyaset yapar. Cumhuriyetçi Millet Partisi (CMP) Genel Başkanı olarak 2 Mayıs 1954 tarihinde yapılacak olan genel seçim çalışmalarında başta memleketi Kırşehir’de Bölükbaşı fırtınası estirir. Bu seçim çalışmaları ve Kırşehir’de ki seçim sonuçları tek başına iktidar olmanın verdiği yetkilerle baskıcı totaliter bir anlayışa dönüşen DP hükümetinin ve Başbakan Adnan Menderes’in öfkesini Kırşehir’e yöneltmeye yetecektir.

Kırşehir’in ‘Demokrasi Gazisi’ olarak tanımlanmasına yol açan ve Cumhuriyet tarihinde ilk olarak tarihe geçen “il iken ilçe yapılarak cezalandırılması” olayına gelmeden önce 2 Mayıs 1954 tarihinde yapılan genel seçimin sonuçlarına bakalım.

Yüzde 58 oy oranıyla Demokrat Parti, yine tek başına hükümet kurma yetkisi elde eder. Sandalye dağılımı; DP:503, CHP:31, CMP:5, Bğmsz:2 olarak gerçekleşir. Liste usulü çoğunluk sistemi gibi temsilde adaletin neredeyse hiç olmadığı bir seçim sistemi sonucu örneğin yüzde 35 oy alan Cumhuriyet Halk Partisi ancak 31 milletvekilliği elde eder. Kars, Malatya, Sinop ve Tunceli’de birinci parti olan CHP, ancak bu dört ilde bütün milletvekillerini ve Erzincan’da bir milletvekilliği elde edebilir.

Tek başına iktidarda olan DP’nin oylarını artırarak yüzde 58 oy oranıyla ve o tarihte ki seçim sisteminden faydalanarak milletvekilliğinin de yüzde 93’ünü aldığı 1954 seçimlerinin Kırşehir’de ki oy oranları bir hayli ilginçtir.

Cumhuriyetçi Millet Partisi sadece Kırşehir’de birinci parti olur ve Kırşehir’de ki beş milletvekilliğinin hepsini elde eder. Oy oranları; CMP: Yüzde 43,5 (34 bin 374), DP: Yüzde 30,8 (24 bin 354), CHP: Yüzde 23,6 (18 bin 633) olarak gerçekleşir.

Cumhuriyetçi Millet Partisi Genel Başkanı Osman Bölükbaşı’nın memleketi Kırşehir, ezici çoğunlukla iktidarda olan DP’ye rağmen oyların çoğunluğunu bu sefer hemşerileri Bölükbaşı’na verir. Kırşehir, beş milletvekilliğinin hepsini Cumhuriyetçi Millet Partisi’ne vererek Osman Bölükbaşı, Osman Alişiroğlu, Ahmet Bilgin, Mehmet Mahmutoğlu ve Tahir Taşer’i milletvekili olarak seçer.

16 Haziran 1954: Kanun Teklifi Meclis’e Sunulur

Türkiye Büyük Millet Meclisi 10. Dönemi 14 Mayıs 1954 günü ilk oturuma başlar. Kırşehir’de ki seçim sonucunu içine sindiremeyen Başbakan Adnan Menderes, Osman Bölükbaşı’na karşı beslediği intikam duygusu ile bir ay içinde “Kırşehir Vilâyetinin kaldırılmasına ve Nevşehir Kazasında (Nevşehir) adıyla yeniden bir vilâyet kurulmasına dair kanun lâyihası (teklifi)” adlı kanun teklifini 16 Haziran 1954 günü TBMM Başkanlığı’na sunar. Bu kanun teklifi ile Kırşehir ilçe, Nevşehir il yapılırken Kırşehir ‘ilçesinin’ de Nevşehir iline bağlı bir ilçe olması teklif edilir. Teklife göre Kırşehir’in mevcut bulunan ilçeleri; Avanos, Hacıbektaş, Kozaklı, Mucur Nevşehir’e, Kaman Ankara’ya, Çiçekdağı Yozgat’a bağlanır. (Kozaklı, genel seçimden kısa bir süre önce Avanos’tan bölünerek ilçe yapılmış ve karar 10 Mart 1954’te Resmi Gazete’de yayımlanmıştır)

Teklif sunulduktan hemen bir hafta sonra yani 24 Haziran 1954 günü Dâhiliye Encümeni kanun teklifini görüşür ve DP’li üyelerin oyuyla kabul edilir. Esas no: 1/20, Karar no:10 olan Dâhiliye Encümeni Mazbatası Yüksek Reisliğe yani TBMM Başkanlığı’na bazı değişikliklerle gönderilir. Sunulan teklifte Ürgüp olmadığı halde Dâhiliye Encümeni yani İçişleri Komisyonu Kayseri’ye bağlı Ürgüp ilçesini de Nevşehir’e bir anlamda hediye eder.

Sonuç olarak Dâhiliye Encümeni’nin teklifine göre Nevşehir; Merkez, Kırşehir, Avanos, Gülşehir, Hacıbektaş, Kozaklı, Mucur, Ürgüp ilçeleri olmak üzere 8 ilçe, 5 nahiye, 276 köy olmak üzere 212 bin 739 nüfusla kurulur. Kaman Ankara’ya, Çiçekdağı ise Yozgat’a bağlanır.


30 Haziran 1954: Meclis Tutanaklarında Kırşehir

Kırşehir’i cezalandırıp Nevşehir’i ödüllendiren kanun teklifi bir demokrasi ayıbı olarak 30 Haziran 1954 günü TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanır. İlk konuşmayı CHP Grubu adına Kars Milletvekili Sırrı Atalay yapar ve intikam duygusuyla yapılmak istenen değişikliği teşhir eder.

“2 Mayıs seçimlerini takip eden günlerde muhalefete rey veren Kırşehir ilini ilçe haline getirileceği şayiası bir kasırga gibi amme vicdanı üzerinde esti. (Allah, Allah sesleri) Buna inanmak güçtü. Zira şayia hukuki bir mahiyetten âri olduğu cihetle gülünçtü. Heyhat, Devlet radyosu maşerî vicdanı hiçe sayar bir eda ile resmî teşebbüsün kara habercisi oldu. İşte bu hazin hikâye şimdi huzurunuzdadır. Demokrasimize şeref vermeyecek, gelecek nesillerimizin dahi ibretle ıstırapla üzerinde duracakları bir intikamın hikâyesidir... DP kendisine rey veren vatandaşla rey vermeyen vatandaş arasında tefrik yapar ve vermeyeni hukuk dışı bir zihniyetle cezalandırırsa, kin ve husumet yaratmış olur…”

Ardından Kırşehir Milletvekili Osman Alişiroğlu Kırşehir Faciası Kanunu diye adlandırdığı kanun teklifi üzerine konuşmasını yapar. Konuşmasına başlarken DP tarafından gelen ‘vah vah’ sesleri ise kanun teklifinin ne denli ciddiyetten uzak ve alaycı bir tutumla ele alındığına somut bir örnektir.

“Muhterem arkadaşlar, Kırşehir mevzuunda söz alırken teessür içinde bulunduğumuzu sizlere arz etmek isterim. (Vah vah sesleri) Bu teessürü, takdir edersiniz ki yalnız ben ve arkadaşlarım yaşamıyoruz. 200 bin Kırşehirli de bu hayatı yaşamaktadır. Bayramlarını da bu vatandaşlar gözyaşı ile geçirmişlerdir. (Allah Allah sesleri) … Hükümetin hiç vicdan azabı hissetmeden huzurunuza sevk ettiği tasarının esbabı mucibesi, bir hissi intikamın ifadesidir. Onun için onun tahliline girmeyeceğim. Müsaadenizle sizlere bir sual soracağım. Bu gidiş nereye? Elbette cevabını ben vereceğim. Dikta rejimine. (Halt etmişsin sesleri)”

Osman Alişiroğlu sinirlerine hâkim olamaz ve dönemin Adalet Bakanı Osman Şevki Çiçekdağ’a seslenir.

“Burada benimle beraber yemin eden Demokrat Partili arkadaşlarımı ve nankör Kırşehir çocuğu Adliye Vekilini Kırşehir'i müdafaaya davet ediyorum.”

Nankör sözünü geri almaması üzerine Osman Alişiroğlu üç oturum cezası alır ve Genel Kurul’dan çıkarılır. Bunun üzerine Osman Bölükbaşı söz alır ve konuşmasına Kırşehir’in tarihsel öneminden başlayıp hükümetin savunduğu Kırşehir’e bağlı ilçelerin kilometre hesabı ve iktisadi bağ gibi gerekçelerle etraf illere bağlanması gerektiği komedisini uzun uzun teşhir eder.

“Kaman her ne kadar Kırşehir'e 55 kilometre mesafede, Ankara'ya 140 kilometre mesafedeyse de, iktisadi alâka itibariyle Ankara'ya bağlıdır diyorlar. Nedir bu bahsettikleri iktisadi alâka? Acaba Kaman'ın 50 bin köylüsü sabahleyin köyden çıkıp, eşeğini önüne katıp Ankara'ya gelip pazarında alış veriş mi ediyor? Hayır; böyle bir şey katiyen mevzuubahis değildir… Çiçekdağı ilçesini de Yozgat'a münasip görüyorlar. Sebep, acaba Çiçekdağı ilçesinin köyleri senelerden beri hükümetimizin başını mı ağrıttı? Biz bu Kırşehir'den memnun değiliz, iktisadi alâka itibariyle biz Yozgat'a bağlıyız, bizi buradan kurtarınız diye bir müracaatta mı bulundu?”

Ardından söz alan Başbakan Adnan Menderes’in ve Dâhiliye Vekili (İçişleri Bakanı) Namık Gedik’in eskilerin esbabı mucibe dedikleri asıl gerekçeyi gizleyen birbirinden mantıksız ve trajikomik konuşmalarına Osman Bölükbaşı müdahale etmeye çalışsa da bildiklerini okurlar. (Bu epey uzun Meclis tutanağına tbmm.gov.tr adresinden ulaşılabilir.)

Demokrasi ayıbının oylamasına geçilmeden önce Osman Bölükbaşı tekrar söz hakkı ister ve bu son konuşmasının ardından oylama yapılır. Kırşehir ilçe olur! 30 Haziran 1954 tarihe not olarak düşülür. Demokrasi, adalet gibi kavramların parti ismi olmakla gerçekleşmeyeceği bir kez daha teyit edilir.

“Muhterem arkadaşlar; kanunun müzakeresi münasebetiyle biraz evvel şahsım hakkında hilafı hakikat birçok şeyler söylediler. Şahsen bunları aynen kendisine iade ederim. Arkadaşlar; Başbakan bu kürsüde Kırşehir'in ilgasının siyasi sebeplere dayandığını açıkça itiraf etmiştir. Bu tarihe geçecektir, milletin hafızasında bu yaşayacaktır.”

*Bu yazı 2 Temmuz 2020 tarihli Kırşehir Çiğdem Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BOZKIRIN TEZENESİ NEŞET ERTAŞ

“Garip” mahlasını kullanan ve abdal geleneğinin 20. Yüzyıl temsilcilerinden Neşet Ertaş, 1938 yılında Çiçekdağı ilçesinde başladığı hayat mücadelesine müziğe ve halk edebiyatına kazandırdığı yüzlerce eserin tasavvufi hazzını yaşayarak nokta koymuş ve 2012 yılında gözlerini yummuştu. Ölümsüz eserleriyle, yaşam felsefesiyle halkın gönlünde hiç yummadı o gözlerini. Çocukluğunda başlayan müzik hayatı, kendi biyografisini kaleme aldığı eserinde şu şekilde dökülmüştü dilinden. “Dizinde sızıydı anamın derdi Tokacı saz yaptı elime verdi Yeni bitirmiştim üç ile dördü Baban gibi sazcı oldun dediler” Ustası, babası Muharrem Ertaş’tı. Ondan aldığı usta-çırak eğitimiyle ve Türkmen-Abdal geleneğiyle yoğrulan Ertaş ilk sazını bağrına bastığından beri hiç bırakmadı. Onun beslendiği kültürde saz çalmak, türkü söylemek sıradan bir uğraş değil, adeta ibadetti. Dadaloğlu’nun avazı, Karacaoğlan’ın beyitleri, Pir Sultan’ın deyişleri, Muharrem Usta’nın bozlakları… Beslendiği bu kült...

SARILAR A.Ş MADENCİYE KARŞI

Ülkemizin önemli maden havzalarından olan Soma ve Ermenek'te madencilerin peşpeşe yaşadıkları iş cinayetlerine ve uzunca bir zamandır süren hak mücadelesine tanıklık ediyoruz. Sesini her çıkardığında karşısında jandarmayı bulan maden işçileri 6 yıldır sadece kıdem tazminatlarının ve iş mahkemelerinde kazanılmış tazminatlarının ödenmesini istiyorlar. Bu tazminat mağduriyeti yaklaşık 3 bin 500 işçiyi ilgilendiriyordu. 1 yıl önce Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde mücadeleye ivme kazandıran işçiler meşru her yolu deneyerek 23 Temmuz 2020'de yasanın çıkarılmasını sağlamışlardı. Ancak bu yasa değişikliği sadece Soma Holding'e ait rödovanslı Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarını kapsadı. Diğer rödovanslı sahaları kapsamadı. Yasa değişikliğine göre bu rödovanslı sahalarda çalışan madencilerin alacakları TKİ tarafından ödenecek ve bu ödeme şirket yöneticilerine rücu edilecekti. Çünkü rödovans sistemi TKİ ile şirket arasında bir sözleşmeye bağlıydı ve TKİ'nin de soruml...

Çiçekdağı (Mecidiye) Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Milli Mücadele döneminde Çiçekdağı gerek Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile ileri gelenleriyle gerek Ali  Galip Bey gibi cephede gerekse de Çapanoğlu isyanı sırasında isyanın ilçelerine sıçramasını önleyip  (Kırşehir’in ardından Konya’daki diğer hilafet yanlısı isyancılarla buluşma noktasında önemli) Ankara  ile devamlı bilgi alışverişinde olmaları ardından da isyanı bastıran Çerkez Ethem’e rehberlik etmeleri  ile kayda değer katkılarıyla adlarından söz edilmeyi başarmış değerli insanları içinden çıkarmış bir  ilçedir. Çiçekdağı ilçesinde o dönem aynı düşünceye hizmet amacıyla kurulmuş olan; Çiçekdağı (Mecidiye)  Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de başta cemiyet başkanı Dağıstan Bey olmak üzere, cemiyet kâtibi Hacı  İbrahim Efendi, müftü Hayrullah Efendi, Belediye Başkanı Necip (İnce) Bey ile cemiyetin gençlik  kollarını oluşturan Osman Şevki (Çiçekdağ), Reşat Akyön ve Ali Galip (Gençoğlu) Bey’in kurdukları  Çiçekdağ Tenvir-i Efkâr Yurdu ve Çiçekdağ T...