Ana içeriğe atla

KUTSAL YOLCULUK

Kurtuluş için o kutsal yolculuğu başlatan mavi gözlü dev, 101 yıl önce bugün Kaman'dan ayrılıp bu geceyi Balâ ilçesine bağlı Beynam köyünde Muhtar Veli Çavuş'un evinde geçirecek ve ertesi gün Dikmen Keklikpınarı'ndan kurtuluşun karargahı olacak Ankara'ya girecektir.

Vali Vekili Defterdar Yahya Galip Bey, 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa, Müftü Rıfat Hoca ve yüzlerce atlı asker ile seğmenlerle karşılanarak Ankara'ya giren Mustafa Kemal Paşa, Vilayet Konağı önünde Ankara halkı ile buluştuktan sonra valilikte Yahya Galip Bey ile toplantı yapar. Daha sonra Ali Fuat Paşa ile birlikte karargah ve ikamet olarak tahsis edilen Keçiören'de ki Ziraat Mektebi'ne giderler.
Milli Mücadele başladığında Ankara Valisi aslında Muhittin Paşa diye bilinen Damat Ferit taraftarı Kuvayi Milliye düşmanı biridir. İstanbul'un emriyle Sivas Kongresi'ni baltalamakla görevlendirilmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara yolculuğu başlamadan önce Ankara güvenli emin bir yer haline getirilmelidir. Vali Muhittin, Çorum'a yaptığı ziyaretten dönerken 19 Eylül 1919’da Keskin’e gelir. Daha önce şifreli talimatı almış bulunan Keskin Kuvayi Milliye Reisi, Meclisi Mebusan Kırşehir Mebusu Hamitli Rıza Bey ve adamları Keskin-Elmadağ arasında bulunan Kılıçlar mevkiinde valiyi yakalayarak Sivas'a gönderir. Böylelikle Ankara, Kuvayi Milliye düşmanı validen temizlenir.
Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti'nin Ankara'ya gelişinin 101. yıldönümü kutlu olsun.
Bu "Kutsal Yolculuk" asla unutulmayacak!
Geçen yıla kadar coşkulu bir seğmenler gösterisi, kortejlerin yürüyüşü ve 84 yıldır yapılan Atatürk Koşusu ile kutlanırken bu yıl pandemi gerekçesiyle sönük geçmesine bahane bulunmuştur. Hem de onca parti kongresinin, mitinginin yapıldığı bir dönemde sembolik etkinlikler dahi yapılmayarak!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HENDESE-İ MÜLKİYE

CIVIL ENGINEER - (SİVİL) İNŞAAT MÜHENDİSİ Mühendis kelimesi Arapça kökenli "hendese" yani geometri kelimesinden türemiş geometri bilen anlamına gelir. Osmanlı Devleti' nde askeri kökenli bir eğitim modeliyle ordu ihtiyaçlarını karşılamakla başlamasına müteakip sivil ihtiyaçları da gideren bir meslek alanına dönüşmüştür. 1773 Mühendishâne-i Bahrî Hümâyûn 1775 İstanbul Haliç Tersâne-i Âmire-              Hendese Odası 1781 Mühendishâne  1795 Mühendishâne-i Cedîde  1806 Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn 1883 Hendese-i Mülkiye Mektebi 1909 Mühendis Mekteb-i Âlîsi 1928 Yüksek Mühendis Mektebi 1944 İstanbul Teknik Üniversitesi *Mimar SİNAN (1489-1588)  Aslında Mimarlık ve İnşaat mühendisliği henüz birbirinden ayrılmamış toplam bir disiplin iken ilk inşaat mühendisi 1586 tarihli bir Vakfiye'ye istinaden Mimar Sinan sayılmalıdır. Bkz. Evliya ÇELEBİ- Seyahatname  Edirne Selimiye Cami'si için Mimar Sinan'a atfen "M...

BOZKIRIN TEZENESİ NEŞET ERTAŞ

“Garip” mahlasını kullanan ve abdal geleneğinin 20. Yüzyıl temsilcilerinden Neşet Ertaş, 1938 yılında Çiçekdağı ilçesinde başladığı hayat mücadelesine müziğe ve halk edebiyatına kazandırdığı yüzlerce eserin tasavvufi hazzını yaşayarak nokta koymuş ve 2012 yılında gözlerini yummuştu. Ölümsüz eserleriyle, yaşam felsefesiyle halkın gönlünde hiç yummadı o gözlerini. Çocukluğunda başlayan müzik hayatı, kendi biyografisini kaleme aldığı eserinde şu şekilde dökülmüştü dilinden. “Dizinde sızıydı anamın derdi Tokacı saz yaptı elime verdi Yeni bitirmiştim üç ile dördü Baban gibi sazcı oldun dediler” Ustası, babası Muharrem Ertaş’tı. Ondan aldığı usta-çırak eğitimiyle ve Türkmen-Abdal geleneğiyle yoğrulan Ertaş ilk sazını bağrına bastığından beri hiç bırakmadı. Onun beslendiği kültürde saz çalmak, türkü söylemek sıradan bir uğraş değil, adeta ibadetti. Dadaloğlu’nun avazı, Karacaoğlan’ın beyitleri, Pir Sultan’ın deyişleri, Muharrem Usta’nın bozlakları… Beslendiği bu kült...

KIRŞEHİR'e YOLU DÜŞENLER

Kültür-sanat alanında verimli bir geçmişe sahiptir Kırşehir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin saçtığı tohumların  filizlendiği bir diyardır. Ozanların, şairlerin diyarıdır. Tıpkı Âşık Paşa gibi, Ahmed-i Gülşehri gibi, Âşık  Said gibi ve bin yıllık Abdal geleneğinin devamcısı ozanlar Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş, Hacı Taşan ve  yüzlercesi gibi… Kırşehir çok çeşitli düşünce ve sanat ortamından izler taşımaktadır.  Bu havayı soluyanların uzun süre terk edemediği bu kültür şehri aynı zamanda birçok edebiyatçıya,  siyasetçiye, şaire de ev sahipliği yapmıştır. Kimi zaman gönülden kimi zaman zorunlu sürgünlerle.  Evet, bir zamanlar sürgün edilen ‘ıslah’ olmaları için siyasi sürgüne uğrayan onca yazarımız, şairimiz  de bu şehirden geçmiştir. Kırşehir’de iki yıl siyasi sürgün dönemi (1945-1947) geçiren şair A. Kadir “Mutlu Olmak Varken”  kitabında anlatır sürgün anılarını. Yokluk ve parasızlık günlerinde burada kurduğu birkaç dostluğu  anlatır. Ve Halke...