Ana içeriğe atla

TARİHİN TEKRARI

Kaz Dağları'nın Kanadalı Alamos Gold isimli bir şirket tarafından yağmalanması bunun tarihsel köklerini ve nasıl bir ülkede yaşadığımızı hatırlamamızı gün yüzüne çıkarıyor.

O günün dünyasında baş rolde oynayan İngiliz emperyalizmi için gümrük duvarlarını kaldıran ve ticari kolaylıkları sağlayan sürecin kilometre taşı Balta Limanı Antlaşması'dır.
1838 yılında İngiltere ile yapılan Balta Limanı Antlaşması’ndan sonra Osmanlı Devleti açık pazar haline gelmiştir. Egemenlik haklarını resmen çiğneyen bu antlaşmaya göre İngiliz vatandaşları Osmanlı ürünlerini ihraç etme hakkına sahip olmuşlardır. Osmanlı sınırları içinde ticaret yapan İngilizler, Osmanlı vatandaşlarından bile daha az vergi ödeyeceklerdir. Bunun sonucunda kapitülasyonlar sağlamlaşmış ve Osmanlı ekonomisi büyük zarar görmüştür. (www.antlasmalar.com)

Bugünü kıyasladığımızda neo-osmanlıcı iktidarın anlayışının nerden geldiğini anlamak zor değil. Aynı dönem dış borçlarla Dolmabahçe (1853) gibi gösterişli saraylar yapılıyor. Tıpkı bugün yapıldığı gibi.Yabancı devletlere ve şirketlere verilen imtiyazlarla demiryolu, posta, maden, orman gibi alanlar bu şirketlerin sınırsız kullanımına sunuluyor. Tıpkı bugün sunulduğu gibi.

1856 yılında İngiliz Ottoman Railway Company (ORC) şirketine verilen ve 1857 yılında yapımına başlanan yüz otuz kilometrelik İzmir-Aydın demiryolu imtiyazı ile bu topraklarda ilk demiryolu yapımına emperyalist ayrıcalıklarla başlanmıştır. Ege’nin önemli tarım ürünleri bu demiryolu ile düşük maliyetle ve hızlı bir şekilde İzmir limanına taşınabilecektir. Üreticiden bunları yok pahasına alıp ihraç edenler imtiyazlı yabancı şirketlerdir. Aynı zamanda bu hattın etrafında otuzar millik bir koridor oluşturacak şekilde maden arama ve ormanları kullanma hakkı da elde etmişlerdir.
1868 tarihli Maden Nizamnamesi ile yabancı şirketlere tek başına veya ortak olarak Osmanlı sınırlarında bulunan madenleri çıkarma ve işletme hakkı tanınmıştır. 1901–1911 yılları arasında maden üretiminin yarıdan fazlası yabancı şirketler tarafından yapılıyordu. Özellikle kömürde yabancı payı %65 - %68 oranındaydı. (İlber Ortaylı, Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu)



Ülkemizi talan eden bu işbirlikçi zihniyet neredeyse iki yüz yıllık bir geçmişe sahiptir. Dün Osmanlı'nın Avrupalı emperyalist devletlere verdiği imtiyazlarla Anadolu'da demiryolu işletip maden arayanlar, ormanları kesenler bugün AKP sayesinde yerli işbirlikçileriyle beraber ülkemizi, doğamızı, yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı talan ediyor! Derelerimizi kurutuyor! Madenlerimizi çıkarıp götürüyor geriye pasa denilen taşı kalıyor! Tarımımızı mahvedip kendisine müşteri yapıyor! Limanları köprüleri havaalanlarını satın alıp işletiyor! Gümrüksüz vergisiz tütün satıyor, buğday satıyor!
Velhasıl yarı sömürge bir ülkede olabilecek her şeyi yapıyorlar. Bunlar yapılırken içeride siyasi iktidar, küçük ortağı ve işbirlikçileri din, milliyet, vatan, millet, bayrak gibi toplumun bütün değerleri üzerinde tepinmeye devam ediyor. Bunu yaparken aynı zamanda tarihin içini boşaltmaktan da geri durmuyor. Tarihimizin içi boş kahramanlık öykülerinden ibaret olmadığının anlaşılması acı verebilir. Ancak bugünü anlamak için tarihe bakmak gerekir. Bugün yaşadığımız yağma ve talan düzeni neo-osmanlıcı iktidarın en iyi bildiği iş.

Kaz Dağları’nda altın çıkarıp taşını, tozunu, siyanürünü bize bırakacak olan Kanadalı Alamos Gold şirketinin CEO'sunun dediği üzere “Türkler taş taşımakta çok iyiler.”

*Bu yazı 7 Ağustos 2019 tarihli Kırşehir Çiğdem Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BOZKIRIN TEZENESİ NEŞET ERTAŞ

“Garip” mahlasını kullanan ve abdal geleneğinin 20. Yüzyıl temsilcilerinden Neşet Ertaş, 1938 yılında Çiçekdağı ilçesinde başladığı hayat mücadelesine müziğe ve halk edebiyatına kazandırdığı yüzlerce eserin tasavvufi hazzını yaşayarak nokta koymuş ve 2012 yılında gözlerini yummuştu. Ölümsüz eserleriyle, yaşam felsefesiyle halkın gönlünde hiç yummadı o gözlerini. Çocukluğunda başlayan müzik hayatı, kendi biyografisini kaleme aldığı eserinde şu şekilde dökülmüştü dilinden. “Dizinde sızıydı anamın derdi Tokacı saz yaptı elime verdi Yeni bitirmiştim üç ile dördü Baban gibi sazcı oldun dediler” Ustası, babası Muharrem Ertaş’tı. Ondan aldığı usta-çırak eğitimiyle ve Türkmen-Abdal geleneğiyle yoğrulan Ertaş ilk sazını bağrına bastığından beri hiç bırakmadı. Onun beslendiği kültürde saz çalmak, türkü söylemek sıradan bir uğraş değil, adeta ibadetti. Dadaloğlu’nun avazı, Karacaoğlan’ın beyitleri, Pir Sultan’ın deyişleri, Muharrem Usta’nın bozlakları… Beslendiği bu kült...

SARILAR A.Ş MADENCİYE KARŞI

Ülkemizin önemli maden havzalarından olan Soma ve Ermenek'te madencilerin peşpeşe yaşadıkları iş cinayetlerine ve uzunca bir zamandır süren hak mücadelesine tanıklık ediyoruz. Sesini her çıkardığında karşısında jandarmayı bulan maden işçileri 6 yıldır sadece kıdem tazminatlarının ve iş mahkemelerinde kazanılmış tazminatlarının ödenmesini istiyorlar. Bu tazminat mağduriyeti yaklaşık 3 bin 500 işçiyi ilgilendiriyordu. 1 yıl önce Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde mücadeleye ivme kazandıran işçiler meşru her yolu deneyerek 23 Temmuz 2020'de yasanın çıkarılmasını sağlamışlardı. Ancak bu yasa değişikliği sadece Soma Holding'e ait rödovanslı Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarını kapsadı. Diğer rödovanslı sahaları kapsamadı. Yasa değişikliğine göre bu rödovanslı sahalarda çalışan madencilerin alacakları TKİ tarafından ödenecek ve bu ödeme şirket yöneticilerine rücu edilecekti. Çünkü rödovans sistemi TKİ ile şirket arasında bir sözleşmeye bağlıydı ve TKİ'nin de soruml...

Çiçekdağı (Mecidiye) Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Milli Mücadele döneminde Çiçekdağı gerek Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile ileri gelenleriyle gerek Ali  Galip Bey gibi cephede gerekse de Çapanoğlu isyanı sırasında isyanın ilçelerine sıçramasını önleyip  (Kırşehir’in ardından Konya’daki diğer hilafet yanlısı isyancılarla buluşma noktasında önemli) Ankara  ile devamlı bilgi alışverişinde olmaları ardından da isyanı bastıran Çerkez Ethem’e rehberlik etmeleri  ile kayda değer katkılarıyla adlarından söz edilmeyi başarmış değerli insanları içinden çıkarmış bir  ilçedir. Çiçekdağı ilçesinde o dönem aynı düşünceye hizmet amacıyla kurulmuş olan; Çiçekdağı (Mecidiye)  Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de başta cemiyet başkanı Dağıstan Bey olmak üzere, cemiyet kâtibi Hacı  İbrahim Efendi, müftü Hayrullah Efendi, Belediye Başkanı Necip (İnce) Bey ile cemiyetin gençlik  kollarını oluşturan Osman Şevki (Çiçekdağ), Reşat Akyön ve Ali Galip (Gençoğlu) Bey’in kurdukları  Çiçekdağ Tenvir-i Efkâr Yurdu ve Çiçekdağ T...