Ana içeriğe atla

FAİZ LOBİLERİ

2021 yılı bütçesinde faiz için ayrılan 180 milyar lira!

2022 yılı bütçesinde faiz için ayrılan 240 milyar lira!
Dolar kurunun artışına bakılırsa faiz bütçesi tahmin edileni de geçecek.
Faiz giderinin bütçe içindeki oranı 2018'de yüzde 9.3, 2019'da yüzde 12.2, 2020'de yüzde 12.7, 2021'de yüzde 13.4 ve 2022'de yüzde 13.7 olacak şekilde son sürat artıyor.
Yani yüksek faizlerle aldığımız dış borçlar (450 milyar dolar) için ödediğimiz faiz cebimizi delmeye devam ediyor.
Bütçeden köprü, otoyol ve şehir hastanelerinin ballı garantileri için beşli çeteye ayrılan pay ise 43 milyar lira olarak yer alıyor.
2022 yılında bütçe açığı da 278 milyar lira olarak tahmin ediliyor.
2022 yılı bütçesinde kara delik büyüyor.
Tüm bunların yanında 2 milyon çiftçi için ayrılan bütçe ne kadar?
2021 yılı bütçesinde Tarımsal Destekleme için ayrılan 22 milyar lira!
2022 yılı bütçesinde Tarımsal Destekleme için ayrılan 25.8 milyar lira!
Aynı tarihlerdeki kura bakarsak 2021'de 2.8 milyar dolar iken şuan 2.6 milyar dolara denk geliyor.
Kendi çiftçisine bütçeden ayırabildiğinin 4 katını yani 10 milyar doları bir yılda tarımsal ithalata ödediklerini de unutmayalım.
Plan Bütçe Komisyonu’nda görüşülen 2022 bütçesinin kimlere harcanacağına elbette;
▪︎ülkeyi yüksek faizle borç sarmalı içine sokanlar,
▪︎borçlanarak büyüyebileceğini düşünenler,
▪︎büyüme rakamlarını açıklarken halkın diğer yanda yoksullaştığını görmeyenler,
▪︎tarımsal desteklemeyi kaşıkla artıranlar,
▪︎milyonların hakkını bir avuç müteahhite kepçeyle dağıtanlar,
▪︎al gülüm ver gülüm ihalelerle hepimizi bir güzel soyanlar
▪︎varlık aktarımının en kolay yolu olan garantili mega projelerle bütçeyi delik deşik edenler karar veriyor.
Küçük ortakla birlikte parmak sayısına ulaşan Saray iktidarı, bütçeyi onaylama işini de kolayca manipüle edebiliyor.
83 milyona da bu tiyatroyu seyretmek düşüyor.
Yurttaşlık görevi, sadece vergi vermek değil toplanan verginin hesabını sormak, neyin nereye harcanacağına 'seçtiğin' insanların müdahale etmelerinde ısrarcı da olmaktır.
Ancak, 806 yıl önce Magna Carta Sözleşmesi ile kazanılan Bütçe Hakkı çoktan gasp edildi.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HENDESE-İ MÜLKİYE

CIVIL ENGINEER - (SİVİL) İNŞAAT MÜHENDİSİ Mühendis kelimesi Arapça kökenli "hendese" yani geometri kelimesinden türemiş geometri bilen anlamına gelir. Osmanlı Devleti' nde askeri kökenli bir eğitim modeliyle ordu ihtiyaçlarını karşılamakla başlamasına müteakip sivil ihtiyaçları da gideren bir meslek alanına dönüşmüştür. 1773 Mühendishâne-i Bahrî Hümâyûn 1775 İstanbul Haliç Tersâne-i Âmire-              Hendese Odası 1781 Mühendishâne  1795 Mühendishâne-i Cedîde  1806 Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn 1883 Hendese-i Mülkiye Mektebi 1909 Mühendis Mekteb-i Âlîsi 1928 Yüksek Mühendis Mektebi 1944 İstanbul Teknik Üniversitesi *Mimar SİNAN (1489-1588)  Aslında Mimarlık ve İnşaat mühendisliği henüz birbirinden ayrılmamış toplam bir disiplin iken ilk inşaat mühendisi 1586 tarihli bir Vakfiye'ye istinaden Mimar Sinan sayılmalıdır. Bkz. Evliya ÇELEBİ- Seyahatname  Edirne Selimiye Cami'si için Mimar Sinan'a atfen "M...

BOZKIRIN TEZENESİ NEŞET ERTAŞ

“Garip” mahlasını kullanan ve abdal geleneğinin 20. Yüzyıl temsilcilerinden Neşet Ertaş, 1938 yılında Çiçekdağı ilçesinde başladığı hayat mücadelesine müziğe ve halk edebiyatına kazandırdığı yüzlerce eserin tasavvufi hazzını yaşayarak nokta koymuş ve 2012 yılında gözlerini yummuştu. Ölümsüz eserleriyle, yaşam felsefesiyle halkın gönlünde hiç yummadı o gözlerini. Çocukluğunda başlayan müzik hayatı, kendi biyografisini kaleme aldığı eserinde şu şekilde dökülmüştü dilinden. “Dizinde sızıydı anamın derdi Tokacı saz yaptı elime verdi Yeni bitirmiştim üç ile dördü Baban gibi sazcı oldun dediler” Ustası, babası Muharrem Ertaş’tı. Ondan aldığı usta-çırak eğitimiyle ve Türkmen-Abdal geleneğiyle yoğrulan Ertaş ilk sazını bağrına bastığından beri hiç bırakmadı. Onun beslendiği kültürde saz çalmak, türkü söylemek sıradan bir uğraş değil, adeta ibadetti. Dadaloğlu’nun avazı, Karacaoğlan’ın beyitleri, Pir Sultan’ın deyişleri, Muharrem Usta’nın bozlakları… Beslendiği bu kült...

KIRŞEHİR'e YOLU DÜŞENLER

Kültür-sanat alanında verimli bir geçmişe sahiptir Kırşehir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin saçtığı tohumların  filizlendiği bir diyardır. Ozanların, şairlerin diyarıdır. Tıpkı Âşık Paşa gibi, Ahmed-i Gülşehri gibi, Âşık  Said gibi ve bin yıllık Abdal geleneğinin devamcısı ozanlar Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş, Hacı Taşan ve  yüzlercesi gibi… Kırşehir çok çeşitli düşünce ve sanat ortamından izler taşımaktadır.  Bu havayı soluyanların uzun süre terk edemediği bu kültür şehri aynı zamanda birçok edebiyatçıya,  siyasetçiye, şaire de ev sahipliği yapmıştır. Kimi zaman gönülden kimi zaman zorunlu sürgünlerle.  Evet, bir zamanlar sürgün edilen ‘ıslah’ olmaları için siyasi sürgüne uğrayan onca yazarımız, şairimiz  de bu şehirden geçmiştir. Kırşehir’de iki yıl siyasi sürgün dönemi (1945-1947) geçiren şair A. Kadir “Mutlu Olmak Varken”  kitabında anlatır sürgün anılarını. Yokluk ve parasızlık günlerinde burada kurduğu birkaç dostluğu  anlatır. Ve Halke...