Ana içeriğe atla

ÇANAKKALE ZAFERİ İLE BİRLİKTE...

Birinci Paylaşım Savaşı’na (1914-1918) sürüklenen dünyanın pek çok ülkesi emperyalist yayılmacı politikalar sonucu kana bulandı. Bu kan tüm dünyada olduğu gibi Anadolu'da da elbette emekçi halkın, köylülerin ve yurtsever orta sınıfın kanıydı.  Çünkü Osmanlı Devleti'nde 1870'ten itibaren uygulanan bedelli askerlik ile 'zenginimiz bedel verir askerimiz fakirdendi'.

Dünyanın dört yanında patlak veren bu savaşın çıkış noktası her ne kadar 'sembolik' olarak Ferdinand'ın suikaste uğraması olarak anlatılsa da sömürgeler, hammadde ve ulaşım ağları paylaşımının sertleştiği bir dönemde savaşın yaklaştığı ortadaydı.

Almanya'nın birliğini oluşturduktan sonra sömürge savaşında rekabeti kızıştırması ve ulaşım ağlarına hâkim olma mücadelesi yanına çektiği Osmanlı Devleti ile birlikte yeni bir dönemi aralıyordu.

Savaşın bir tarafında İngiltere, Fransa, Çarlık Rusya (İtilaf) diğer tarafında ise Almanya, Osmanlı, Avusturya-Macaristan (İttifak) yer alıyordu. Avustralya, Yeni Zellanda, Hindistan, Senegal gibi sömürgelerden askerler de cepheye sürülmüştü.

Olayların zincirleme birbirini etkilediği bu tarihsel süreçte 17 milyon asker ve sivil hayatını kaybetti. Emperyalist devletlerin otorite kurma arayışlarına malzeme olan pek çok azınlık ulus yer değiştirmek zorunda kaldı. Dünya dramatik göçlere sahne oldu. 

Tüm dünyanın etkilendiği bu savaşta en kanlı çarpışmaların yaşandığı cephelerden biri de Çanakkale Cephesi'ydi.

1914'te başlayan Birinci Paylaşım Savaşı’nın baş aktörü İngiltere'nin İstanbul'u ve Boğazları işgale yönelmesi ile 19 Şubat 1915'te İngiliz zırhlıları Çanakkale Boğazı'na demir attı.

İstanbul işgal edilecek ve ayrıca müttefikleri Çarlık Rusya'ya yardıma gidilecekti. Ancak umulduğu gibi olmadı.

Osmanlı ordusunun modernizasyonu için göreve getirilen Alman paşalarından Liman Von Sanders'in komutasındaki 5. Ordu, Cevat Paşa, Esat Paşa ve Vehib Paşa'nın emrinde, İngiliz savaş makinelerine karşı Çanakkale cephesinde önemli bir zafer elde etti.

18 Mart 1915'te, Çanakkale Deniz Zaferi kazanıldı.

Asıl savaş bundan sonra karada başladı.

Çanakkale'yi geçemeyeceğini anlayan İngiliz General Hamilton, 25 Nisan'da yoğun bir şekilde kara harekâtını başlatarak çıkarma yapmak istedi.

Çanakkale'de 19. Tümen Komutanı olarak görev yapan Kurmay Yarbay Mustafa Kemal 25 Nisan 1915'te, “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir." emri ile 57. Alay'ı taarruza geçirerek Arıburnu cephesinde savaşın kaderini etkileyecek bir saldırıyı püskürttü.

Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, 1 Haziran'da Albay rütbesine terfi etti.

8 Ağustos’ta Anafartalar Grup Komutanı olarak atandı ve 10 Ağustos’ta Birinci Anafartalar Zaferi, 21 Ağustos’ta ise İkinci Anafartalar Zaferi kazanıldı. Kurmay Albay Mustafa Kemal'in adı artık tarihe Anafartalar Kahramanı olarak geçti ve ilk defa 29 Ekim 1915 tarihli Tasvir-i Efkâr gazetesinin manşetinde Cevat Paşa ile birlikte fotoğrafı yer aldı.




[Fotoğrafının altında "Çanakkale Kara Savaşında olağanüstü yararlılık gösteren, olağanüstü şeref ve şanlı muharebe yapan, boğazları, halifelik makamı olan İstanbul'u kurtaran komutanlarımızdan güçlü, hamiyetli, saygın Albay Mustafa Kemal Beyefendi." diye yazmaktadır.]

Nihayetinde Çanakkale Kara Savaşlarında umduğunu bulamayan İngiltere, Çanakkale'de daha fazla diretemeyerek 10 Aralık 1915'te tahliye işlemini başlatarak 9 Ocak 1916'da tahliyeyi tamamladı ve Çanakkale Kara Savaşları son buldu.

Elbette Birinci Paylaşım Savaşı Çanakkale Cephesi ile son bulmadı ancak tarihe bir milletin kendi yurdunu nasıl savunacağını göstermesi adına not düşüldü.

Kurmay Albay Mustafa Kemal'in ve yurtsever subayların çözülen bir devletin üst düzey komuta kademesinin Alman hayranlığına rağmen kendi topraklarını nasıl koruyacaklarını gösterdi.

Balkan Savaşı'nda hızla gelişmeye başlayan anavatan ve ulus bilinci Çanakkale ile pekişti.

Çanakkale direnişi, aynı zamanda İngiltere'nin emperyalist emellerini öteleyerek önemli olaylara gebe olan bir zaferdi. Bir diğer önemi de 1917 Bolşevik Devrimi’ni tetikleyecek olmasıydı. Çünkü İngiliz savaş makineleri müttefikleri Çar 2.Nikolay'a yani Çarlık Rusya’ya yardım ulaştıramadı.

Çanakkale cephesinde kazanılan zafere rağmen Birinci Paylaşım Savaşı sonunda Almanya, Osmanlı ve Avusturya-Macaristan imparatorlukları birçok cephede yenildi.

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasının ardından 13 Kasım 1918 günü İstanbul yani Osmanlı payitahtı fiilen işgal edildi. Almanya ise imzaladığı Versay Antlaşması ile yenilgiyi ve ağır tazminatları kabul etti. 16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal edildi ve devamında Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Anadolu’da topyekûn bir Kurtuluş Savaşı başladı.


“Zorunlu olmadıkça savaş bir cinayettir.”

[Gazi Mustafa Kemal Atatürk]

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BOZKIRIN TEZENESİ NEŞET ERTAŞ

“Garip” mahlasını kullanan ve abdal geleneğinin 20. Yüzyıl temsilcilerinden Neşet Ertaş, 1938 yılında Çiçekdağı ilçesinde başladığı hayat mücadelesine müziğe ve halk edebiyatına kazandırdığı yüzlerce eserin tasavvufi hazzını yaşayarak nokta koymuş ve 2012 yılında gözlerini yummuştu. Ölümsüz eserleriyle, yaşam felsefesiyle halkın gönlünde hiç yummadı o gözlerini. Çocukluğunda başlayan müzik hayatı, kendi biyografisini kaleme aldığı eserinde şu şekilde dökülmüştü dilinden. “Dizinde sızıydı anamın derdi Tokacı saz yaptı elime verdi Yeni bitirmiştim üç ile dördü Baban gibi sazcı oldun dediler” Ustası, babası Muharrem Ertaş’tı. Ondan aldığı usta-çırak eğitimiyle ve Türkmen-Abdal geleneğiyle yoğrulan Ertaş ilk sazını bağrına bastığından beri hiç bırakmadı. Onun beslendiği kültürde saz çalmak, türkü söylemek sıradan bir uğraş değil, adeta ibadetti. Dadaloğlu’nun avazı, Karacaoğlan’ın beyitleri, Pir Sultan’ın deyişleri, Muharrem Usta’nın bozlakları… Beslendiği bu kült...

SARILAR A.Ş MADENCİYE KARŞI

Ülkemizin önemli maden havzalarından olan Soma ve Ermenek'te madencilerin peşpeşe yaşadıkları iş cinayetlerine ve uzunca bir zamandır süren hak mücadelesine tanıklık ediyoruz. Sesini her çıkardığında karşısında jandarmayı bulan maden işçileri 6 yıldır sadece kıdem tazminatlarının ve iş mahkemelerinde kazanılmış tazminatlarının ödenmesini istiyorlar. Bu tazminat mağduriyeti yaklaşık 3 bin 500 işçiyi ilgilendiriyordu. 1 yıl önce Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde mücadeleye ivme kazandıran işçiler meşru her yolu deneyerek 23 Temmuz 2020'de yasanın çıkarılmasını sağlamışlardı. Ancak bu yasa değişikliği sadece Soma Holding'e ait rödovanslı Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarını kapsadı. Diğer rödovanslı sahaları kapsamadı. Yasa değişikliğine göre bu rödovanslı sahalarda çalışan madencilerin alacakları TKİ tarafından ödenecek ve bu ödeme şirket yöneticilerine rücu edilecekti. Çünkü rödovans sistemi TKİ ile şirket arasında bir sözleşmeye bağlıydı ve TKİ'nin de soruml...

Çiçekdağı (Mecidiye) Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Milli Mücadele döneminde Çiçekdağı gerek Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile ileri gelenleriyle gerek Ali  Galip Bey gibi cephede gerekse de Çapanoğlu isyanı sırasında isyanın ilçelerine sıçramasını önleyip  (Kırşehir’in ardından Konya’daki diğer hilafet yanlısı isyancılarla buluşma noktasında önemli) Ankara  ile devamlı bilgi alışverişinde olmaları ardından da isyanı bastıran Çerkez Ethem’e rehberlik etmeleri  ile kayda değer katkılarıyla adlarından söz edilmeyi başarmış değerli insanları içinden çıkarmış bir  ilçedir. Çiçekdağı ilçesinde o dönem aynı düşünceye hizmet amacıyla kurulmuş olan; Çiçekdağı (Mecidiye)  Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de başta cemiyet başkanı Dağıstan Bey olmak üzere, cemiyet kâtibi Hacı  İbrahim Efendi, müftü Hayrullah Efendi, Belediye Başkanı Necip (İnce) Bey ile cemiyetin gençlik  kollarını oluşturan Osman Şevki (Çiçekdağ), Reşat Akyön ve Ali Galip (Gençoğlu) Bey’in kurdukları  Çiçekdağ Tenvir-i Efkâr Yurdu ve Çiçekdağ T...