Ana içeriğe atla

"Kesin Bir Şeyler Oldu"

Tarih: 22 Ocak 2019
Konuşan: YSK Başkanı Sadi Güven
"Sahte seçmen de yok, mükerrer seçmen de yok, hayali seçmen de yok!"

Sadi Güven'in seçimden önce bir sıkıntı olmadığına dair söylemleri arşivlerde duruyor iken şuan yaşananlar seçmen iradesinin gaspı değil de nedir?

Onca sorun seçim sonrası somut bir çözüm beklerken gelinen nokta ortada!

İşsizlik rakamları, hayat pahalılığı, zamlar umurlarında değil.
Çiftçi gübre atamıyormuş umurlarında değil.
Çarşı pazar yanıyormuş umurlarında değil.
Ekonomi raydan çıkmış umurlarında değil.

Umurlarında olan tek şey İstanbul'un rantı, 16:9 kuleleri, rezidansları, tarikatlara aktarılan milyarları...



CHP'nin kazandığı yerleri nasıl oyalarız nasıl geciktiririz diye 81 il için farklı farklı içtihatlar oluşturuldu!

Hukuk katledildi. Hukuk İstanbul'da farklı, Balıkesir'de farklı, Muş'ta farklı, Isparta'da farklı işliyor şuan!

"Hiçbir şey olmamış olsa da kesin bir şeyler oldu" sözünün garabetini yaşıyoruz tüm ülkece!

İstanbul'da şuan tamamlanan sayım %57 ve arada ki fark 17 bin 719!
Bu rakam en fazla 15 bin olur.
İstatistik bilimini yok sayarsanız hadi 10 bin olsun.

Ne kadar çabalarsanız çabalayın kazanan sevgi, barış ve güler yüz olacak.

Kaba kuvvet, kara propaganda ve güç zehirlenmesi kaybedecek!

"Kahverengi dallardan pembe çiçekler açtığına göre, ümitsizliğe gerek yoktur"(Mevlana)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HENDESE-İ MÜLKİYE

CIVIL ENGINEER - (SİVİL) İNŞAAT MÜHENDİSİ Mühendis kelimesi Arapça kökenli "hendese" yani geometri kelimesinden türemiş geometri bilen anlamına gelir. Osmanlı Devleti' nde askeri kökenli bir eğitim modeliyle ordu ihtiyaçlarını karşılamakla başlamasına müteakip sivil ihtiyaçları da gideren bir meslek alanına dönüşmüştür. 1773 Mühendishâne-i Bahrî Hümâyûn 1775 İstanbul Haliç Tersâne-i Âmire-              Hendese Odası 1781 Mühendishâne  1795 Mühendishâne-i Cedîde  1806 Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn 1883 Hendese-i Mülkiye Mektebi 1909 Mühendis Mekteb-i Âlîsi 1928 Yüksek Mühendis Mektebi 1944 İstanbul Teknik Üniversitesi *Mimar SİNAN (1489-1588)  Aslında Mimarlık ve İnşaat mühendisliği henüz birbirinden ayrılmamış toplam bir disiplin iken ilk inşaat mühendisi 1586 tarihli bir Vakfiye'ye istinaden Mimar Sinan sayılmalıdır. Bkz. Evliya ÇELEBİ- Seyahatname  Edirne Selimiye Cami'si için Mimar Sinan'a atfen "M...

BOZKIRIN TEZENESİ NEŞET ERTAŞ

“Garip” mahlasını kullanan ve abdal geleneğinin 20. Yüzyıl temsilcilerinden Neşet Ertaş, 1938 yılında Çiçekdağı ilçesinde başladığı hayat mücadelesine müziğe ve halk edebiyatına kazandırdığı yüzlerce eserin tasavvufi hazzını yaşayarak nokta koymuş ve 2012 yılında gözlerini yummuştu. Ölümsüz eserleriyle, yaşam felsefesiyle halkın gönlünde hiç yummadı o gözlerini. Çocukluğunda başlayan müzik hayatı, kendi biyografisini kaleme aldığı eserinde şu şekilde dökülmüştü dilinden. “Dizinde sızıydı anamın derdi Tokacı saz yaptı elime verdi Yeni bitirmiştim üç ile dördü Baban gibi sazcı oldun dediler” Ustası, babası Muharrem Ertaş’tı. Ondan aldığı usta-çırak eğitimiyle ve Türkmen-Abdal geleneğiyle yoğrulan Ertaş ilk sazını bağrına bastığından beri hiç bırakmadı. Onun beslendiği kültürde saz çalmak, türkü söylemek sıradan bir uğraş değil, adeta ibadetti. Dadaloğlu’nun avazı, Karacaoğlan’ın beyitleri, Pir Sultan’ın deyişleri, Muharrem Usta’nın bozlakları… Beslendiği bu kült...

KIRŞEHİR'e YOLU DÜŞENLER

Kültür-sanat alanında verimli bir geçmişe sahiptir Kırşehir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin saçtığı tohumların  filizlendiği bir diyardır. Ozanların, şairlerin diyarıdır. Tıpkı Âşık Paşa gibi, Ahmed-i Gülşehri gibi, Âşık  Said gibi ve bin yıllık Abdal geleneğinin devamcısı ozanlar Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş, Hacı Taşan ve  yüzlercesi gibi… Kırşehir çok çeşitli düşünce ve sanat ortamından izler taşımaktadır.  Bu havayı soluyanların uzun süre terk edemediği bu kültür şehri aynı zamanda birçok edebiyatçıya,  siyasetçiye, şaire de ev sahipliği yapmıştır. Kimi zaman gönülden kimi zaman zorunlu sürgünlerle.  Evet, bir zamanlar sürgün edilen ‘ıslah’ olmaları için siyasi sürgüne uğrayan onca yazarımız, şairimiz  de bu şehirden geçmiştir. Kırşehir’de iki yıl siyasi sürgün dönemi (1945-1947) geçiren şair A. Kadir “Mutlu Olmak Varken”  kitabında anlatır sürgün anılarını. Yokluk ve parasızlık günlerinde burada kurduğu birkaç dostluğu  anlatır. Ve Halke...