Ana içeriğe atla

Kırşehir Artık Değişim Diyor

Orta Anadolu’da yeniden halkçı belediyecilik rüzgarı esiyor. Kırşehir Orta Anadolu’nun tam merkezinde duruyor. Ve Ankara'da başlayan değişim rüzgarı Kırşehir’i de içine almış durumda.

Arşivlerden otuz yıl öncesine bakacak olursak “Demokrasi Gazisi” Kırşehir’de 26 Mart 1989 yerel seçimlerinden birinci çıkan SHP adayı Mehmet Ali Yapıcı birkaç ay sonra üzücü bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetmişti. 18 Şubat 1990’da yeniden yapılan seçimlerde iktidarda ki ANAP’ın bakanlarla yaptığı yoğun propagandaya rağmen Fatma Girik'li, Nurettin Sözen'li seçim çalışmaları sonucunda SHP yeniden birinci çıkmış ve Doktor Cahit Gürses belediye başkanı olmuştu. Tüm ülkede olduğu gibi Kırşehir'de de SHP halkçı belediyecilik rüzgarını estirmişti. Ancak gerek yerel gerek ulusal siyasette ki gidişatın bir sonucu olarak 1994’te belediye yönetimini yedi yüz oy farkla MHP'ye devretmişti. O günden bu yana tam yirmi beş yıl yani çeyrek asır geçti.



Şimdi Kırşehir'de Selahattin Ekicioğlu ile yeniden halkçı belediyecilik rüzgârı esiyor. Kırsal kalkınmanın, kooperatiflerin önemini bu ülkeye yeniden göstereceğine tarım şehri Kırşehir’in inancı tam. Üreticinin, tüketicinin ve esnafın içinde söz sahibi olacağı bir modelin nasıl olacağını ve insan odaklı yerel yönetimin nasıl uygulanacağını Kırşehir’den Türkiye’ye göstereceğine herkesin inancı tam.
Kırşehir’de esen rüzgâra bakacak olursak özellikle gençler ve kadınlar artık yeter diyor; değişim istiyor. Üniversite gençliği sosyal belediyecilik istiyor. Rahat ulaşım istiyor. Çarşı esnafı trafik sorunu çözülmüş bir Kırşehir istiyor. Kapadokya turizminden yıllardır bir pay alamayan Kırşehir’in esnafı artık yeter diyor; turizm sektörünü bilen işin ehli CHP'li belediyelerle yürümek istiyor. Kırşehir eğitim, turizm ve sanat altyapısını Eskişehir örneğinde olduğu gibi çok iyi yerlere taşıyacak bir yerel yönetim istiyor. Ekicioğlu da Kırşehir’i ikinci bir Eskişehir yapacağına taahhüt veriyor.

2002’den sonra milletvekilliğini Metin İlhan ile kazanan Cumhuriyet Halk Partisi, Kırşehir’de yerel seçimi de 1994’ten sonra Selahattin Ekicioğlu ile kazanarak Kırşehir’de bir değişimi başlatmak istiyor. Değişime şahitlik etmemize tam 40 gün kaldı. El ele verip Kırşehir'i hak ettiği yere getirmeye hazır mısınız?

*Bu yazı 19 Şubat 2019 tarihli Kırşehir Çiğdem Gazetesi'nde yayınlanmıştır.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HENDESE-İ MÜLKİYE

CIVIL ENGINEER - (SİVİL) İNŞAAT MÜHENDİSİ Mühendis kelimesi Arapça kökenli "hendese" yani geometri kelimesinden türemiş geometri bilen anlamına gelir. Osmanlı Devleti' nde askeri kökenli bir eğitim modeliyle ordu ihtiyaçlarını karşılamakla başlamasına müteakip sivil ihtiyaçları da gideren bir meslek alanına dönüşmüştür. 1773 Mühendishâne-i Bahrî Hümâyûn 1775 İstanbul Haliç Tersâne-i Âmire-              Hendese Odası 1781 Mühendishâne  1795 Mühendishâne-i Cedîde  1806 Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn 1883 Hendese-i Mülkiye Mektebi 1909 Mühendis Mekteb-i Âlîsi 1928 Yüksek Mühendis Mektebi 1944 İstanbul Teknik Üniversitesi *Mimar SİNAN (1489-1588)  Aslında Mimarlık ve İnşaat mühendisliği henüz birbirinden ayrılmamış toplam bir disiplin iken ilk inşaat mühendisi 1586 tarihli bir Vakfiye'ye istinaden Mimar Sinan sayılmalıdır. Bkz. Evliya ÇELEBİ- Seyahatname  Edirne Selimiye Cami'si için Mimar Sinan'a atfen "M...

BOZKIRIN TEZENESİ NEŞET ERTAŞ

“Garip” mahlasını kullanan ve abdal geleneğinin 20. Yüzyıl temsilcilerinden Neşet Ertaş, 1938 yılında Çiçekdağı ilçesinde başladığı hayat mücadelesine müziğe ve halk edebiyatına kazandırdığı yüzlerce eserin tasavvufi hazzını yaşayarak nokta koymuş ve 2012 yılında gözlerini yummuştu. Ölümsüz eserleriyle, yaşam felsefesiyle halkın gönlünde hiç yummadı o gözlerini. Çocukluğunda başlayan müzik hayatı, kendi biyografisini kaleme aldığı eserinde şu şekilde dökülmüştü dilinden. “Dizinde sızıydı anamın derdi Tokacı saz yaptı elime verdi Yeni bitirmiştim üç ile dördü Baban gibi sazcı oldun dediler” Ustası, babası Muharrem Ertaş’tı. Ondan aldığı usta-çırak eğitimiyle ve Türkmen-Abdal geleneğiyle yoğrulan Ertaş ilk sazını bağrına bastığından beri hiç bırakmadı. Onun beslendiği kültürde saz çalmak, türkü söylemek sıradan bir uğraş değil, adeta ibadetti. Dadaloğlu’nun avazı, Karacaoğlan’ın beyitleri, Pir Sultan’ın deyişleri, Muharrem Usta’nın bozlakları… Beslendiği bu kült...

KIRŞEHİR'e YOLU DÜŞENLER

Kültür-sanat alanında verimli bir geçmişe sahiptir Kırşehir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin saçtığı tohumların  filizlendiği bir diyardır. Ozanların, şairlerin diyarıdır. Tıpkı Âşık Paşa gibi, Ahmed-i Gülşehri gibi, Âşık  Said gibi ve bin yıllık Abdal geleneğinin devamcısı ozanlar Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş, Hacı Taşan ve  yüzlercesi gibi… Kırşehir çok çeşitli düşünce ve sanat ortamından izler taşımaktadır.  Bu havayı soluyanların uzun süre terk edemediği bu kültür şehri aynı zamanda birçok edebiyatçıya,  siyasetçiye, şaire de ev sahipliği yapmıştır. Kimi zaman gönülden kimi zaman zorunlu sürgünlerle.  Evet, bir zamanlar sürgün edilen ‘ıslah’ olmaları için siyasi sürgüne uğrayan onca yazarımız, şairimiz  de bu şehirden geçmiştir. Kırşehir’de iki yıl siyasi sürgün dönemi (1945-1947) geçiren şair A. Kadir “Mutlu Olmak Varken”  kitabında anlatır sürgün anılarını. Yokluk ve parasızlık günlerinde burada kurduğu birkaç dostluğu  anlatır. Ve Halke...