Ana içeriğe atla

9.449.995.833 TL

ATV-Sabah grubunun sahibi, pazarlık usulü ihalelerin vazgeçilmezlerinden Kalyon İnşaat’a Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğe göre 9 milyar 449 milyon 995 bin 833 lira bedelin karşılığı Damga Vergisi ve harçlarda vergi istisnası getirildi.

Getirilme sebebi Kalyon İnşaat’a verilen bir inşaat ihalesi.

İşin Adı: Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Yüksek Standartlı Demiryolu Hattı İnşaatı ile Elektromekanik Sistemlerinin Temini

22 Ağustos'ta Kamu İhale Kanunu'nun 'meşhur' 21b maddesine göre pazarlık usulü ile yapılan ihalede 5 davetli vardı.

Kolin-Yapı Merkezi Ortaklığı, Limak-Heitcap Ortaklığı, Özaltın İnşaat, IC İçtaş ve Kalyon İnşaat…

[Elbette bu isimlere kimse şaşırmadı!]

Bu davetliler arasından Kalyon İnşaat ilk turda 9 milyar 990 milyon lira teklif vermesine rağmen ikinci turda sözde pazarlıkla 9 milyar 449 milyon liraya indi. Yani 541 milyon lira gibi 'küçük' bir meblağdan vazgeçebildi!

2013 yılında Çalık Holding'den (habercilik dışında herşeyin yapıldığı) ATV-Sabah grubunu satın alan Kalyon İnşaat her ihalede bunun karşılığını alacak elbette.

Şimdi bir de sağlanan bu vergi kıyağıyla karşılığını aldı.

Esnafın çiftçinin can çekiştiği, salgında işçilerin bin lirayla yaşamak zorunda bırakıldığı bir dönemde yaşanıyor bunlar.

Ama siz bakmayın! Bu yaşanan krizin tek sorumlusu aslında "Kılışdaroğlu", "Dış güçler" ve "Faiz lobisi"

Not: Geçen yıla ait vergi gelirleri ile ilgili yazımda verginin gerçek rekortmenleri açıkça görülebiliyordu.



"Kurumlar Vergisi 2019 yılı için 74 milyar lira beklenirken, gerçekleşmede 78.8 milyar lira olmuştu.. Bu rakam vergi gelirlerinin yüzde 11,7’sine denk geliyordu. En son açıklanan 2018 yılının Kurumlar Vergisi rekortmenlerine baktığımızda ilk on şirketin altısı bankalardan oluşmakta olup Merkez Bankası 10.6 milyar lira ile birinci sırada yer almıştı. Ziraat Bankası, Vakıflar Bankası ve Eti Maden de listede ama ülkenin kaymağını yiyen holdingleri boşuna aramayın.

Gelir Vergisi ise 2019 yılı için 172 milyar lira beklenirken, gerçekleşmede 162.7 milyar lira olmuştu. Bunun büyük kısmı çalışanların maaşı eline geçmeden kesilen Gelir Vergisi’dir. Asgari ücretli işçi sayısını 8 milyon olarak düşünürsek sadece asgari ücretliden alınan Gelir Vergisi 13 milyar lirayı bulmaktadır. Bu düzende verginin gerçek rekortmeni her zaman asgari ücretli işçilerdir."

Kalyonlar, Cengizler değil!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HENDESE-İ MÜLKİYE

CIVIL ENGINEER - (SİVİL) İNŞAAT MÜHENDİSİ Mühendis kelimesi Arapça kökenli "hendese" yani geometri kelimesinden türemiş geometri bilen anlamına gelir. Osmanlı Devleti' nde askeri kökenli bir eğitim modeliyle ordu ihtiyaçlarını karşılamakla başlamasına müteakip sivil ihtiyaçları da gideren bir meslek alanına dönüşmüştür. 1773 Mühendishâne-i Bahrî Hümâyûn 1775 İstanbul Haliç Tersâne-i Âmire-              Hendese Odası 1781 Mühendishâne  1795 Mühendishâne-i Cedîde  1806 Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn 1883 Hendese-i Mülkiye Mektebi 1909 Mühendis Mekteb-i Âlîsi 1928 Yüksek Mühendis Mektebi 1944 İstanbul Teknik Üniversitesi *Mimar SİNAN (1489-1588)  Aslında Mimarlık ve İnşaat mühendisliği henüz birbirinden ayrılmamış toplam bir disiplin iken ilk inşaat mühendisi 1586 tarihli bir Vakfiye'ye istinaden Mimar Sinan sayılmalıdır. Bkz. Evliya ÇELEBİ- Seyahatname  Edirne Selimiye Cami'si için Mimar Sinan'a atfen "M...

BOZKIRIN TEZENESİ NEŞET ERTAŞ

“Garip” mahlasını kullanan ve abdal geleneğinin 20. Yüzyıl temsilcilerinden Neşet Ertaş, 1938 yılında Çiçekdağı ilçesinde başladığı hayat mücadelesine müziğe ve halk edebiyatına kazandırdığı yüzlerce eserin tasavvufi hazzını yaşayarak nokta koymuş ve 2012 yılında gözlerini yummuştu. Ölümsüz eserleriyle, yaşam felsefesiyle halkın gönlünde hiç yummadı o gözlerini. Çocukluğunda başlayan müzik hayatı, kendi biyografisini kaleme aldığı eserinde şu şekilde dökülmüştü dilinden. “Dizinde sızıydı anamın derdi Tokacı saz yaptı elime verdi Yeni bitirmiştim üç ile dördü Baban gibi sazcı oldun dediler” Ustası, babası Muharrem Ertaş’tı. Ondan aldığı usta-çırak eğitimiyle ve Türkmen-Abdal geleneğiyle yoğrulan Ertaş ilk sazını bağrına bastığından beri hiç bırakmadı. Onun beslendiği kültürde saz çalmak, türkü söylemek sıradan bir uğraş değil, adeta ibadetti. Dadaloğlu’nun avazı, Karacaoğlan’ın beyitleri, Pir Sultan’ın deyişleri, Muharrem Usta’nın bozlakları… Beslendiği bu kült...

KIRŞEHİR'e YOLU DÜŞENLER

Kültür-sanat alanında verimli bir geçmişe sahiptir Kırşehir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin saçtığı tohumların  filizlendiği bir diyardır. Ozanların, şairlerin diyarıdır. Tıpkı Âşık Paşa gibi, Ahmed-i Gülşehri gibi, Âşık  Said gibi ve bin yıllık Abdal geleneğinin devamcısı ozanlar Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş, Hacı Taşan ve  yüzlercesi gibi… Kırşehir çok çeşitli düşünce ve sanat ortamından izler taşımaktadır.  Bu havayı soluyanların uzun süre terk edemediği bu kültür şehri aynı zamanda birçok edebiyatçıya,  siyasetçiye, şaire de ev sahipliği yapmıştır. Kimi zaman gönülden kimi zaman zorunlu sürgünlerle.  Evet, bir zamanlar sürgün edilen ‘ıslah’ olmaları için siyasi sürgüne uğrayan onca yazarımız, şairimiz  de bu şehirden geçmiştir. Kırşehir’de iki yıl siyasi sürgün dönemi (1945-1947) geçiren şair A. Kadir “Mutlu Olmak Varken”  kitabında anlatır sürgün anılarını. Yokluk ve parasızlık günlerinde burada kurduğu birkaç dostluğu  anlatır. Ve Halke...