Ana içeriğe atla

Aynı “Gemi”de Olma Hâli

İthalatın yalnızca %4’ü, ihracatın yalnızca %5'i Türk Lirası ile yapılıyor. Bütün yolcu garantili köprüler, tüneller, havaalanları dolar üzerinden anlaşmalı. Hac hizmetleri bile dolar üzerinden!

Üçüncü köprü yapıldı. Yılda elli milyon araç garantisi verildi ama on beş milyon araç geçti!
Osmangazi köprüsü yapıldı. Yılda on beş milyon araç garantisi verildi ama sekiz milyon beş yüz bin araç geçti! Ve bunları da dolarla ödediniz!

Ekonomik krizler birer doğal afet değildir. ABD’de 1929 yılında başlayan Büyük Buhran’ın sebebi nasıl sermaye çevreleri ve bankalar ise bugün ki ekonomik krizin sebebi de bunlar. Pervasızca dağıtılan krediler. Dış borçlarla yapılan inşaatlar. Azgınca bir borçlanma. Ve oda dolar üzerinden. Perşembenin geleceği çarşambadan belliydi yani.

Ayrıca en zengin yüzde 1'lik kesim 2002’de toplam servetin %39’una sahipken şuan %60'ına sahip. Yani birilerinin ekmeği çalınmış. Hadi bütün ekonomik verileri unutun sadece şu değerler bile geldiğimiz noktayı anlatmaya yetmiyor mu? Ve bu durum artarak devam ediyor. Makas açılıyor. Sistem böyle gittikçe açılmaya da devam edecek. Adaletsiz bir kalkınma derken bundan bahsediliyordu.

Kur savaşı, faiz lobisi, dış mihrak...
Eyvallah!
Evet Amerika'yı yeniden keşfetmiyoruz ancak emperyalizm olgusunu yeni mi keşfettiniz?

Yıllarca bağımlı ekonomiden, dış borçlanmadan, montaj sanayisinden, ithalatın dengelenmesinden, tüketim ekonomisinin sakıncalarından, adaletsiz vergi düzeninden, tarımın iflasından, üretime değil de betona yatırımın zararlarından, plansız-verimsiz mega projelere dur denilmesinden, AVM-kondulardan, kapanan kepenklerden bahsedenlere kulak verdiniz mi?

Sahi onlar yatırım düşmanı, yabancı sermaye karşıtı vatan hainleri değil miydi gözünüzde?


Ne zaman başınız derde girse bir aynı gemideyiz masalıdır alıp başını gidiyor.
Aynı gemide olmak oldukça zorlama bir deyim değil mi?
Düşünün ki tekmeyi yiyen madenci ile tekmeyi atan-attıran zihniyet aynı gemideymiş.
Veya şunu hayal edin çocuğunuza bir zengin züppe çarptı öldürdü, babası bastı parayı çıkarttı.
Şimdi siz o yağlı göbekle aynı gemide misiniz?
Ya da ülkenizi silah tüccarları basmış, her taraf kan revan, çoluk çocuk düşmüşsünüz yollara.
Siz o silah tüccarları daha da semirsin diye aynı gemide olur musunuz?
Elini ovuşturarak kar oranlarını açıkladıktan sonra kredinizin yalnızca bir sms ile hazır olduğunu söyleyen bankerlerle kapınıza icra memuru dayandığında da aynı gemide olur musunuz?
Ülkenizi zaten bugüne dek yabancı tekellerle birlik olup iliğine kadar sömürmüş, suyunu çıkarmış bu silindir şapkalarla aynı gemide olur musunuz?
Köyünüzü istila etmiş, derenizi gasp etmiş, doğayı ormanı talan etmiş, ne bulduysa metaya çevirmiş bu ekose ceketlerle aynı gemide olur musunuz?

Evet, onlar kaçarken yine bir İngiliz gemisi bulmakta zorluk çekmezler.
Ama unutmayın halkın bineceği olsa olsa Ege Denizi'nde yüzlerce kez batan göçmen tekneleri olur... İnsanların aklıyla dalga geçmeyin artık.

Grevini yasakladığınız işçiler, madenlerinizde daha fazla kâr uğruna katlettiğiniz madenciler, deresini ormanını yağmaladığınız köylüler, işsiz bıraktığınız yüz binler, AVM cumhuriyetinde iflas ettirdiğiniz küçük esnaf, gelecekten umutsuz gençlik son tekmeyi vurmak için sabırsızlıkla bekliyor, merak etmeyin.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HENDESE-İ MÜLKİYE

CIVIL ENGINEER - (SİVİL) İNŞAAT MÜHENDİSİ Mühendis kelimesi Arapça kökenli "hendese" yani geometri kelimesinden türemiş geometri bilen anlamına gelir. Osmanlı Devleti' nde askeri kökenli bir eğitim modeliyle ordu ihtiyaçlarını karşılamakla başlamasına müteakip sivil ihtiyaçları da gideren bir meslek alanına dönüşmüştür. 1773 Mühendishâne-i Bahrî Hümâyûn 1775 İstanbul Haliç Tersâne-i Âmire-              Hendese Odası 1781 Mühendishâne  1795 Mühendishâne-i Cedîde  1806 Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn 1883 Hendese-i Mülkiye Mektebi 1909 Mühendis Mekteb-i Âlîsi 1928 Yüksek Mühendis Mektebi 1944 İstanbul Teknik Üniversitesi *Mimar SİNAN (1489-1588)  Aslında Mimarlık ve İnşaat mühendisliği henüz birbirinden ayrılmamış toplam bir disiplin iken ilk inşaat mühendisi 1586 tarihli bir Vakfiye'ye istinaden Mimar Sinan sayılmalıdır. Bkz. Evliya ÇELEBİ- Seyahatname  Edirne Selimiye Cami'si için Mimar Sinan'a atfen "M...

Anlatılan, Cumhuriyet Aydını Bir Ailenin Hikayesidir

Bir kuşağın devrimci aydınlarından Adnan Cemgil felsefe öğretmeni, yazar ve Fransızca ile Rusça'dan çeviri yapmış bir çevirmendir, eşi Nazife Cemgil de felsefe öğretmenidir. Nazife Cemgil'in babası, Muğla'da Kuvayı Milliye'yi örgütleyen Ağır Ceza Reisi Cemal Bey'dir.* Adnan Cemgil, Behice Boran ile Türk Barışseverler Derneği'nin kurucularından ve derneğin genel sekreteridir. Kore Savaşı'na asker gönderilmesini protesto edip ABD karşıtı bildiri dağıttıkları için tutuklanır ve 15 ay cezaevinde kalır. Suçlama, ABD ile dostluğu bozmaya çalışmaktır! Emperyalizmin yarı sömürgesi olmaya razı edilmiş bir ülkede birçok aydın bu suçlamalardan nasibini alır. Aynı dönem Nazife Cemgil de Yozgat Lisesi'ne sürgün edilir. 1951-1955 arası Yozgat Lisesi'nde görev yapar. Oğulları Sinan ve Dumrul Cemgil de ilkokula 1951-1952 döneminde Yozgat'ta devam ederler ve bir dönem burada okurlar. Ardından cezaevinden çıkan Adnan Cemgil çocukları ile İstanbul'a gider. ...

Çiçekdağı (Mecidiye) Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Milli Mücadele döneminde Çiçekdağı gerek Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile ileri gelenleriyle gerek Ali  Galip Bey gibi cephede gerekse de Çapanoğlu isyanı sırasında isyanın ilçelerine sıçramasını önleyip  (Kırşehir’in ardından Konya’daki diğer hilafet yanlısı isyancılarla buluşma noktasında önemli) Ankara  ile devamlı bilgi alışverişinde olmaları ardından da isyanı bastıran Çerkez Ethem’e rehberlik etmeleri  ile kayda değer katkılarıyla adlarından söz edilmeyi başarmış değerli insanları içinden çıkarmış bir  ilçedir. Çiçekdağı ilçesinde o dönem aynı düşünceye hizmet amacıyla kurulmuş olan; Çiçekdağı (Mecidiye)  Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de başta cemiyet başkanı Dağıstan Bey olmak üzere, cemiyet kâtibi Hacı  İbrahim Efendi, müftü Hayrullah Efendi, Belediye Başkanı Necip (İnce) Bey ile cemiyetin gençlik  kollarını oluşturan Osman Şevki (Çiçekdağ), Reşat Akyön ve Ali Galip (Gençoğlu) Bey’in kurdukları  Çiçekdağ Tenvir-i Efkâr Yurdu ve Çiçekdağ T...